Drew, Kral ve Kev

“LeBron James’in ESPN televizyonundaki “The Decision/Karar” isimli özel programda Miami Heat’e transferini açıklaması, Miami’de büyük sevinç gösterileriyle karşılanırken, doğup büyüdüğü Cleveland’da şehre büyük bir üzüntü ve gerginlik hakim oldu. Canlı yayındaki açıklamasının ardından James’in 23 numaralı forması, Cleveland Cavaliers taraftarları tarafından sokak ortasında ateşe verildi.”

LeBron James, 2010 yazında sözleşmesi gereği serbest kaldığında Miami Heat’e transfer olmuş, basketbol kamuoyunu toz duman içerisinde bırakmıştı. Yüzük için şehrini sattığı, güç için daha iyi bir takıma geçtiği, hain olduğu, NBA’de rekabet ortamının yiteceği iddia edilmiş; linç ve karalama kampanyaları başlamıştı. Nitekim LeBron, aynı yıl takıma dahil olan Chris Bosh ve Miami’nin bayrak oyuncusu Dwyane Wade ile geçen 4 sezonun hepsinde NBA Finallerini gördü, 2 yüzük taktı, 2 NBA Finalleri MVP’si apoleti aldı, 2 kere de normal sezon MVP’si seçildi. Bu doğrultuda LeBron’un, her ne kadar 4 finalde 2 yüzük bıraksa ve koskoca bir şehri karşısına alsa da, kafasında kurguladığı kariyeri için çok doğru bir adım atıp randımanlı bir 4 sene geçirdiğini söyleyebiliriz.

Miami Heat’in fırtına gibi estiği zamanlarda Cleveland şehri için aynı şeyleri söylemek zordu. Bu ayrılık sonrası yeniden yapılanmaya giden Cavaliers organizasyonu, Kyrie Irving ve Thristan Thompson’ı draft ederek iskeleti bu ikili üzerine kurdu ve görevine son verilen koç Mike Brown’ın yerine Bryon Scott getirildi. LeBron ayrılmadan önce 61 galibiyet alarak sezonu lig lideri olarak tamamlayan takım, yeniden yapılanma sonrası 2010-2011 sezonunu ise yalnızca 19 galibiyetle tamamlayarak NBA tarihinin “bir önceki sezona göre en çok düşüş gösteren takımı” oldu.

“Kuzeydoğu Ohio ile aramdaki ilişki basketboldan daha büyük. 4 yıl önce bunu fark etmemiştim ama şimdi ediyorum. Orası benim yürümeye, koşmaya, ağlamaya başladığım yer. Bu yüzden kalbimde ayrı bir yeri var. Cleveland’dan ayrıldığımda bir hedefim vardı, şampiyonluk kazanmak istiyordum ve iki tane kazandık. Miami bu duyguyu daha önce de tatmıştı ama bizim şehrimiz bunu hiç yaşamadı. Hedefim hiç kuşkusuz kazanabildiğim kadar şampiyonluk kazanmak, ancak en önemlisi Ohio’ya bir şampiyonluk getirmek. Kuzeydoğu Ohio’da hiçbir şey verilmez, her şey kazanılır. Sahip olduğun şey için çalışırsın. Bu meydan okumayı kabul ediyorum, eve dönüyorum!”

Peki ligin aktif en iyi oyuncusunun, ligin en iyi 3 takımından birinde forma giyerken, üstelik ligin en kötü yöneticilerinden biri olarak gösterilen Dan Gilbert’ın organizasyonuna dönüş kararını vermesinin sebebi ne olabilirdi? Cevabı çok basit: ait olduğu yerde bulunmak istiyordu. 2014 yazında Miami Heat serüvenini noktalayarak Cleveland’a geri döndü.

“I promise to never forget where I came from.”

Cleveland şehri LeBron James’e tekrar kucak açtığında buzlar hemen eridi. Egosu kendinden büyük o şımarık genç gitmiş, yerine kendini Ohio’ya yaşattığı dramın diyetini ödemeye adamış, mental olarak eskisine göre çok yüksek seviyeye erişmiş, daha tutarlı, daha olgun bir adam gelmişti. Kral bu sefer umut satmadı, temkinliydi. Zira Cleveland şehrinin ne futbol, ne basketbol ne de beyzbol takımı 1948 yılından beri şampiyonluk yaşamadı.

“Şampiyonluk sözü vermiyorum. Bu sözü tutmanın çok zor olduğunun farkındayım. Şimdi hazır değiliz. Tabii ki hemen şampiyon olmak istiyorum ama gerçekçiyim. Uzun bir süreç olacak. 2010’dakinden çok daha uzun…”

Cleveland Cavaliers LeBron’un takıma geri döndüğü yaz, çiçeği burnunda Euroleague şampiyonu koç David Blatt’le anlaştı. 2013 ve 2014 Draftlarının ilk sıraları Anthony Bennett, Andrew Wiggins ve yıllardır nasıl verim alınabileceği bir türlü çözülemeyen Dion Waiters gözden çıkarıldı. Bu wonderkidlerin yerine Kevin Love, Iman Shumpert, J.R. Smith, Timofey Mozgov (Varejao’nun sakatlığı sebebiyle Denver’dan takas edildi) ve Shawn Marion takviyeleri geldi. Kralın liderliğinde Cavs nihayet tekrardan oyunun içine dahil olmuştu ancak ligin en dominant oyuncusunun organizasyonun tam ortasındaki varlığına diğer takım arkadaşlarının nasıl reaksiyon vereceği büyük merak konusuydu. Nitekim ilk sorun Kevin Love ile patlak verdi.

“Siz de biliyorsunuz, LeBron ile çok da yakın değiliz. Her gün beraber takılmıyoruz ancak her gün tesislerde birbirimizi görüyoruz. Bence ilişkimiz daha iyiye gidiyor. Koç Blatt konusunda da aynı şeyleri söyleyebilirim.”

LeBron James’in Cleveland’ında herkes yalnızca üzerine düşeni yapmalı, haddini bilerek oynamalıydı ancak Minnesota’da play-off göremeden geçirdiği 6 yılın ardından soluğu Cavs’de alan Love, takım içindeki farklı komuta düzeninden rahatsız bir görüntü çizdi. MVP oylamasında Westbrook’u aday göstermesiyle iyice alevlenen süreç, korkunç performansıyla devam edince spekülasyonlar ve takım üzerindeki baskı arttı. J.R. Smith ve Iman Shumpert da adaptasyon süreçlerinde bekleneni veremeyince iş David Blatt’in koçluğuna kadar uzandı ve Cavs mental olarak çok zorlandığı normal sezonu 53-29’la noktalayarak Doğu Konferansı’nı 2. sırada bitirdi.

2015 Playoff’larında Boston Celtics’le eşleşen Cavs, normal sezonda yaşadığı talihsizlikler silsilesine bir halkayı da bu seride ekledi. 4-0 kazandıkları serinin son maçında Kelly Olynyk ile girdiği mücadelede kolu çıkan Love’ın sol omzundaki bağlarda yırtık tespit edildi ve sezonu kapattı. Yarı finalde Chicago’yu 4-2, finalde de Atlanta’yı 4-0 (LeBron bu seriyi toplam 121 sayı ve 37 asistle tamamladı) ile geçen Cavs, NBA Finallerinde Golden State Warriors’ın rakibi oldu.

Golden State Warriors ile oynanan seriye ise Kyrie Irving’in sakatlığı damga vurdu. Serinin ilk maçının uzatma periyodunun bitimine yaklaşık 2 dakika kala Harrison Barnes ile beraber yerde kalan Kyrie, daha önce de sıkıntı yaşadığı sol dizinden sakatlanarak sezonu kapattı. Bu noktada omzundaki yük zaten fazlasıyla ağır olan LeBron, şehrin bütün dizginlerini eline aldı ancak efsanevi final performansına rağmen Warriors’a tek başına karşı koyamadı, yüzüğü kaptırdı. Kötü senaryo birer birer gerçekleşmiş, summertime sadness başlamıştı…

UNFINISHED BUSINESS

“After Game 1 of the NBA Finals, that’s when it really struck me. Sitting on the sidelines, I never wanted to play in a game more than that one. I had dreamed of playing in the NBA Finals and I just wanted to help my guys win. I couldn’t have been prouder of them as they poured their blood, sweat and tears onto the court.

Yeah, of course I’ve heard the free agency rumors. But at the end of the day, and after meeting with my teammates (it turns out pools are great meeting places) and with the front office, it was clear Cleveland was the place for me. We’re all on the same page and we’re all in. We have unfinished business and now it’s time to get back to work.”

Kevin Love

Talihsizliklerle geçen koca bir sezonun ardından Cavaliers organizasyonunun dönüm noktası, geçen yaz Tristan Thompson ve dokunaklı bir mektupla Cleveland’da kalacağını açıklayan Kevin Love ile yapılan yeni sözleşmeler oldu. İç transferin Thompson cephesinde, LeBron’un kalan 1 yıl opsiyonunu kullanmak için Tristan’ın sözleşmesinin yenilenmesini beklediği iddia edilmiş, medyanın yarattığı algı takım sahibi Dan Gilbert’ı terletmişti. Nitekim Kanadalı uzun, 5 yıl için tam 82 milyon dolarlık bir sözleşmeye imza atıp tartışmaların yeni odağı olmuştu. Love cephesinde ise, 5 yıllık 110 milyon dolar değerinde yeni bir kontrat…

Sacramento Kings’in dev pivotu DeMarcus Cousins, geçtiğimiz sezonu Cleveland Cavaliers’ta geçiren Tristan Thompson’ın 5 yıl 82 milyon Dolar’lık yeni bir kontrata imza atmasının ardından Twitter hesabı üzerinden bu duruma ilginç bir tepki verdi. Sorunlu oyuncunun Twitter hesabından paylaştığı tweette “Ne kadar??!” deyip Tristan Thompson’ın yeni kontratına atıfta bulunması, yıldız oyuncunun takipçileri tarafından pek iyi karşılanmadı.

Peki sezon boyu LeBron’la yaşadığı uyumsuzluk ve takim içi huzursuzluğuyla gündemde olan Love, nasıl oldu da bakış açısını değiştirdi? Bu değişimin en büyük sebebi, kariyer hedefi olan NBA Finallerinde oynayıp yüzüğe ligde en çok LeBron James ile yakın olacağını anlaması olabilir. Arkadaşları canla başla savaşırken, benchten takım elbiseyle izlemesi de onu fazlasıyla hırslandırmış olmalı ki Kevin Love’un mental olarak Cleveland şehrine odağı nihayet gerçekleşmiş oldu.

Tristan Thompson ve Kevin Love kontratlarıyla adeta gemileri yakan Cleveland yönetimi, katlamalı lüks vergisini göze aldı. Lüks vergisi, NBA takımlarının oyuncularına toplam olarak belli bir ücretin üzerinde ödemeleri durumunda devreye giriyor. Love ve Tristan’a yıllık 38 milyonu aşan bir bedel ödenince, diğer sözleşmelerin getirileriyle beraber 65 milyon dolarlık bir lüks vergisi ödemesi de kaçınılmaz oldu. Bu, yönetim tarafından LeBron ve tüm takıma fazlasıyla açık bir “artık top sizde” mesajı oldu.

Yeni sezona David Blatt’le giren Cavs, 30-11’lik bir başlangıcın ardından Ocak ayında şok bir kararla deneyimli koçun görevine son verdi. Zamanlaması haricinde sürpriz bir karar olmamakla birlikte, yönetim sanki LeBron’un sözcülüğünü yaparcasına “takımın beklentilerini karşılayamıyordu, şampiyonluk kovalayan takımın koçu gibi davranmıyordu” minvalinde açıklamalar yaptı. Blatt de LeBron’un takım içindeki ağırlığına karşı koyamamıştı… Sezon ortasında koç değişiminin ardından artık herkes hemfikirdi: bu mekanın sahibi LeBron James’di.

“Neler yapabileceğini biliyordum. Koç Tyronn Lue ile geçmişimiz baya eskiye dayanıyor… O an geldiğinde her zaman hazır olduğuna inanırdım. Umuyorum ki onu başka bir takıma kaybetmeyiz çünkü ne kadar değerli olduğunu gösterdi.”

Tyronn Lue’nun gelişiyle belki Cleveland kökten bir değişim yaşamadı ancak beklentilerin aksine Lue’nun iyi bir performans sergilediği ve oyuncuların üzerindeki ölü toprağının da kaybolduğu gün gibi ortadaydı. Şubat ayında “X Factor” hamlesi olarak Channing Frye takviyesi geldi. Emektar pivot Varejao, California’nın yolunu tutarak son şampiyon Warriors’a dahil oldu. Kral’ın dominasyonundan ziyade, özellikle Kyrie ve Love oyun olarak başkalaşım geçirdi. Top daha fazla dolaşıyor, şutlar özgüvenli kullanılıyor, takım içi dayanışma daha fazla hissediliyordu. LeBron’un kariyeri boyunca oynamayı çok sevdiği periyot sonu beşleri, Tyronn Lue’nun dokunuşuyla Matthew Dellavedova, Richard Jefferson, Channing Frye, Iman Shumpert ile şekillendi. Yüzler daha fazla gülüyor, benchte mini stand-up showları yapılıyor, oyuncuların rahatlığı maç içinde ekran başından tüm dünyaya yansıyordu.

Son zamanlarda Warriors’un dünya basketboluna empoze ettiği çabuk basketbolun rüzgarı, Kral’ın kafasında bir ışık yakmış, Cavaliers’ı da etkilemişti. Old school basketbolun aktif olarak en iyi ve belki de son temsilcisi olan Spurs’e karşın, bu yeni oyun düzeninde pivotlar itibarsızlaştırılmış ve dış şut tehditi artmıştı. Süratlı oyun sebebiyle artık daha fazla hata, daha fazla kaçan şut var ancak tam simetrisinde daha fazla olumlu iş ve daha fazla isabet mümkündü. Bu oyun şablonu ile Cavaliers takımı birbirine sımsıkı sarıldı. Sancılı geçen dönemin sonunda Kral’ın geldiği ilk günden beri kafasında kurguladığı takım düzeni nihayet oluştu ve herkes takımdaki rolünün farkına vardı. Oyun dışı problemler asgari düzeye inmiş, koç oyunculara göre ayak bağı değil en iyi dostları olmuştu. Geriye tek bir şey kalmıştı: aile olmak.

LeBron’un Cavaliers’a dönüşünün akabinde ilk sezon yaşanan takım içi kopukluklar, sosyal medyadan tüm dünyaya yansıyordu. Maç sonu paylaşılan “good win! squad up! keep movin!” alt metinli görsellerde en az 3 grup göze çarpıyor, takım olarak yan yana gelinmiyordu. Bu sene ise durum tamamiyle değişti. Artık tüm takım yanyana birlik mesajları veriyor, soyunma odasındaki uyum dışarı saçılıyor, herkes birbirinin arkasını kolluyor. LeBron’un egosundan nasıl yararlanılacağını ve bu egonun negatif yönlerinin ise nasıl tölere edileceğini takımda artık herkes biliyor. Hatta takım aile olmayı biraz abarttı ki LeBron, J.R. Smith ve Love’ın aynı karede puro içerken çekilmiş karelerini dünya gözüyle görmüş olduk…

Cavaliers takımının bu sezon saha içinde X Factor’u Channing Frye olabilir ancak soyunma odasındaki X Factor’un Richard Jefferson olduğunu da söylemek lazım. “Lil Kev” çılgınlığıyla takım içi yeni bir maskot oluşturan R.Jeff, yarattığı malzemeyle takım kimyasına eşine rastlanır bir katkıda bulundu. Olay Richard Jefferson’ın Detroit maçı dönüşü uçakta bir dergide Tommy Bahama katalog fotoğrafına rastlamasıyla başlıyor. Fotoğrafta ödüllü manken Will Chalker’ın Kevin Love’a benzerliği farkedilince uçakta kayış kopuyor ve Lil Kev akımı kıvılcımlanıyor. Sonrasında Lil Kev için resmi instagram hesabı bile açılıyor, t-shirtler bastırılıp idmanda ve medya günlerinde giyiliyor…

qBRW3d

 4l8Mg7

Başarıya ulaşırken iş disiplini, profesyonellik, motivasyon, kararlılık gibi ana unsurlar çok önemli ancak bunları birbirine sımsıkı bağlayıp etkili kullanmayı sağlayacak bir dostluk lazım. Tarihte farkı yaratmış olan sıkı dostluk, bu seneki Cavaliers takımında mevcut. Sancılı geçen onca zamandan sonra Cleveland şehri bu kimyanın meyvesini almaya hiç olmadığı kadar yakın. Bu hava ve uyum yakalanmışken gözü çok uzağa dikmemeli, zira 2016 NBA Finallerinden sonra her yerde Warriors’ın 30 numaralı iç saha forması yerine Lil Kev’in çiçekli kapşonlularından görebiliriz.