Kulağa İsabet Eden Kartopu

EURO 2016’nın şüphesiz en beklenmeyen takımı… Eleme grubunda Türkiye ile aynı grupta yer alan, otoriteleri alt üst eden bir performansla Hollanda’nın Avrupa Şampiyonası’nda olmamasını sağlayan ve grubu Çek Cumhuriyeti’nin altında ikinci sırada bitiren 320 bin nüfuslu bir ada ülkesi… Doğru tahmin: İzlanda.

2016 Avrupa Şampiyonası elemelerine kadar diğer ülkeler için grupta sadece çelme takan takım konumunda olan İzlanda, 2016 elemelerindeki takım oyunu, disiplini ve belki de turnuvalara katılmayı bilen hocası Lars Lagerbäck’in tecrübesi ile Euro 2016 biletini aldı. Daha önce İsveç ve Nijerya milli takımlarıyla büyük turnuvalarda boy gösteren Lars Lagerbäck’in en büyük başarısı İsveç milli takımı başında (Söderberg ile beraber yönetirken) aldığı, daha doğrusu aldıkları Euro 2004’teki çeyrek final başarısı. 2011 yılında İzlanda’nın başına geçen tecrübeli teknik adam başarılarına bir yenisini eklemek için en büyük fırsatlardan birine sahip. Tarihinde daha önce hiçbir büyük turnuvaya katılamayan İzlanda ilk defa Euro 2016’ya katılacak ve ülke bir yana, Lars Lagerbäck de cv’sini gruplardan çıkarak taçlandırmak isteyecektir.

İzlanda, Avrupa Şampiyonası elemelerinde bizim de bulunduğumuz grupta 7 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldı. 17 gol atan takım kalesinde 6 gol gördü. İzlanda takımı 28 yıl – 8 aylık bir yaş ortalamasına sahip kadro ile mücadele ettiği elemeler boyunca sadece 20 tane futbolcuyu rotasyonda kullanarak bu alanda ikinci sırada yer aldı. Bu istatistiği, kullanacak adamlarının olmamasına mı bağlarız yoksa bu 20 futbolcunun gerçekten muazzam bir şekilde birbirlerini idare etmesine mi orası akılları bulandırabilir ancak Avrupa Şampiyonası için yeterli kadro derinliğini bulundurdukları kesin. Yakın tarihte bu ülke bizim için sadece Selçuk’un frikiğiyle akıllara kazınmış olsa da, İzlanda aslında imkansızlıkların takımı. Takım değeri 37.85 milyon €, yani Türkiye Milli Futbol Takımı’nın (198 milyon €) 1/6’sı değerinde… Bu çapla zoru başardılar ve grubun favorisi Hollanda için tam bir baş belası oldular. Kendi evlerinde 2-0, Hollanda’da oynanan maçı da 1-0 yenerek tabiri caizse “biz bu oyunu bozacağız!” dediler ve gruptan çıktılar.

Genellikle 4-4-2 dizilişiyle sahaya çıkan takımda şüphesiz en dikkat çeken isim, elemelerde (3 golü Hollanda’ya olmak üzere) 6 gol 1 asistlik performansı ile takımını sırtlayan 27 yaşındaki Premier Lig oyuncusu Gylfi Sigurdsson. Orta sahanın ortasında oyun kurucu mevkide oynayan Sigurdsson takımın beyni görevinde. İleri uçta ise takımın kafa toplarında etkili olmasını sağlayan ve elemelerde 125 kafa topu mücadelesine çıkan Nantes’da forma giyen oyuncusu Kolbeinn Sigthorsson var. Sighortsson elemelerde 3 gol atarak takımına katkıda bulundu. Takımın hücumdaki etkili isimlerinde bir diğeri ise 2 golle takımına katkıda bulunan Basel’li sol kanat Birkir Bjarnsson.

Takımın genel durumu göze alındığında aslında birkaç tane bireysel yetenek ön plana çıksa bile bu takımın en büyük özelliği verilen emri uygulama şekli. Savunmada boşluk vermeden daha garanti bir oyun sergilemeye çalışıyorlar. Elemelerde de yaptıkları gibi taktiklerine o kadar bağlı kalıyorlar ki top rakip takımın ayağındayken dizilişlerinden vazgeçmiyor ve rakibe koşu alanı bırakmıyorlar. Genellikle alan savunması üzerine odaklı bir şekilde mücadele ediyorlar ve bu özellikleriyle de karşı takımın bireysel yeteneklerini biraz daha zora sokuyorlar diyebiliriz.

defans 1

Top kalecideyken, bekler kanatlara iyice açılarak takımın atağa çıkmasında etkili hale geliyor ancak bu sırada orta sahada kanatlar içe doğru kat ederek beklere koşu alanı açıyor ve orta sahayı geçerken kendilerine daha rahat bir pas alanı oluşturmaya çalışıyorlar.

dizliş bozmamak

Hücum varyasyonunda hava toplarını sık kullanan İzlanda’da bu taktiğin uygulanmasının en önemli sebeplerinden biri hiç şüphesiz çift forvet oynamaları ve bunlardan birinin Sigurdsson olması… Hava hakimiyeti yüksek olan Sigurdsson aslında bu özelliğini sadece gol atmak için değil, hücum varyasyonunu genellikle 4-2-2-1-1 olarak gerçekleştiren takımda topu 2. forvet olan Bödvarsson’a servis etmek için de kullanıyor. Bu durumda Bödvarsson’un arkasında geniş bir boşluk oluşuyor ve bilin bakalım orada kim var: Gylfi Sigurdsson.

hücum son

Turnuvanın ilk karşılaşmasında grubun favorisi Portekiz ile karşılaşan İzlanda, oyun anlayışını biraz daha abartarak savunmasıyla rakibi bunalttı. Bu bize sıkıcı bir futbol izletse bile, gözlerimizin 2004‘te Yunanistan’dan aşina olduğu bu futbolla 1 puanı ceplerine koydular ve istediklerini aldılar. Grupta her ne kadar ilk 2 için adları çok az geçse bile İzlanda Euro 2016’nın en büyük sürprizini gerçekleştirebilecek potansiyele sahip. Gruptan çıkmaları bile sürpriz olarak görülse de, takımın yapısı ve aurası son 16’yı hatta çeyrek finali bile zorlayabilecek düzeyde.

Hatta biraz abartayım; Leicester’ın peri masalını gerçekleştirdiği 2016 yılında, bir sürpriz de İzlanda’dan gelse fena mı olur?