EL ÁNGEL DE MADRID

Gol… Tıpkı Türkçe’de olduğu gibi, İber yarımadasında futbolda kazanılan sayıyı temsil ediyor. Raul da golü temsil ediyor desek abartmış olmayız herhalde. Daha doğrusu, Raul’un kendisi gol demek.

Şimdilerde Los Blancos’ta Cristiano’nun bizlerin ağzını açık bırakan ve her sezon bunun bir adım üzerine çıkan performansını izlerken hayrete düşüyoruz. Santiago Bernabeu’nun anonscusu ‘Gol Gol Gol Gol de Cristianoooooo!’ diye avazı çıktığı kadar bağırırken giydiği Siete (7 numara), aslında Real Madridliler için birden fazla karakteri simgeliyor. Tabi bunların en son ve şüphesiz en gösterişli sahibi Cristiano Ronaldo. Ancak ondan önce bu numarayı onun kadar, hatta bazılarına göre hakkını daha fazla vererek taşıyan birisi daha vardı. Öyle ki, İngilizler’in süperstarı, futbolculuğunun yanında bir reklam yıldızı da olan David Beckham’ın bile onun elinden numarasını almaya rüştünün yetmediği birisiydi o.

Gol, bu adamdı işte.

Manchester United’dan 36 milyon Euro sözleşme fesih bedeli karşılığı transfer edilen David Beckham, elbette o anda Real Madrid’in de en popüler oyuncusu unvanını eline geçirmişti. Hem Real Madrid, hem de Beckham’ın kişisel tedarikçisi olan Adidas, Beckham’ın Manchester United’da taşıdığı 7 numarayı, Real Madrid’de de taşımasını istemişti. Fakat Los Galacticos’ta 7 numaranın sahibi vardı ve bu numarayı hiç bırakmak istememişti. Kulüp yetkilileri, sponsorlar ve taraftarların da baskısına rağmen o numaranın sahibi değişmedi. 2010 yılına dek başarıyla giydiği Real Madrid’in 7 numaralı formasını 550 resmi maç ve 228 golle kırılması -Cristiano Ronaldo hariç- imkansız bir hale getirdi.

Hayat hikayesi aslında çoğu yıldız oyuncu gibi benzer. Artık yıldız olacak gençlerin kaderi midir bilinmez, o da altyapısında forma giydiği Atletico Madrid’de hor görüldü. Henüz paf takımda forma giydiği dönemlerde Atletico Madrid’in ‘deli’ lakaplı antrenörü Jesús Gil tarafından -kulübün mali sıkıntıları da eklenince- “çelimsiz olduğu” bahanesi ile yollarını ayırmak zorunda kaldı. Başta negatif bir hadise olarak yorumlansa da, Atletico Madrid-Raul birlikteliğinin daha başlamadan bitmesi, bizleri bir efsanenin doğuşuna tanıklık edecekti.

Dolayısıyla kendisini 1994 yılında Real Madrid’in C takımında bulan Raul, 16 sezon geçireceği ve kulübün efsanelerinden birisi olarak açılacağı kariyerine başlangıcı böyle yapmıştı. Burada öncelikli hedefi Real Madrid’de tutunmayı belirleyen Raul için en önemli figürlerden birisi de Jorge Valdano’dur. İlerleyen yıllarda verdiği bir röportajda ‘kariyerimdeki başarıları ona borçluyum’ diyeceği antrenörü ile tanışması da o yıllara rastlar. Zira o Valdano, Raul’un 17 yıl 124 günlük iken Real Madrid formasını o dönem resmi bir müsabakada giyen en genç oyuncu unvanını almasında da büyük pay sahibi olmuştu.

Biraz evvel bahsetmiştim ya, yıldız oyuncuların kariyer başlangıçları birbirine benzer diye, yine kaderin bir başka cilvesi, ilk golünü de kendisini serbest bırakan, kendisinde bir gelecek görmediğini bildiren Atletico Madrid karşısında kaydediyordu Raul. İlk sezonunda büyük bir çoğunluğu yedekten girmek suretiyle 28 maçta 9 gol gibi heyecan uyandıracak bir istatistik ile noktalıyordu El Diablo.

1996 yılı yazında, tam 14 sezon taşıyacağı 7 numarasına kavuşuyordu. Real Madrid’in emektar kalecilerinden Francisco Buyo, Raul’un A takımdaki ilk günlerine doğrudan tanıklık eden isimlerden birisi. Onu şöyle anlatıyor:

“Raul ilk antrenmanlarında çok farklı bir özgüven ile duruyordu. Sanki 19 yaşında bir oyuncu değil de, 24, 25 yaşında bir oyuncu olduğunu zannediyordum. Onun gerçek yaşını İspanya U19 Takımı’nın kadrosuna çağrıldığında anlamıştım. Yaşına göre oldukça tecrübeli, sıra dışı bir görüntüsü vardı.”

1996-1997 sezonunda ismini dünya futboluna iyiden iyiye duyurmaya başlayan Raul, attığı 21 La Liga golü ile Real Madrid’in ileriki sezonlarda yerine değil, yanına yapacağı partnerlerin transferini düşünmesini sağlayacaktı. Zira Raul’un, Real Madrid’de forvet hattındaki partnerlerine bakılırsa oldukça çeşitli bir portföye sahip olduğunu da söyleyebiliriz. Davor Suker’den tutun Predrag Mijatovic’e, en istikrarlı partneri Fernando Moritentes’ten ‘El Fenomeno’ Ronaldo’ya kadar dünya çapında starlar söz konusu.

1996 yılı, Raul ve Real Madrid için altın yılların başlangıcı olacaktı. Zira 1996-2002 arası kazanılan 3 Şampiyonlar Ligi, 2 La Liga, 2 İspanya Süper Kupası, 1 Dünya Kulüpler Şampiyonluğu onun Real Madrid’deki ilk kupaları olacaktı.

Gelelim 7 numara meselesine.. Şampiyon tamamlanılan 2002-2003 sezonu ardından Manchester United’dan gelen David Beckham ile ‘Los Galacticos’ kadrosunu tamamlayan Real Madrid’de bu 7 numara polemiği Madrid basınının gündemine oturmuştu. Beckham gibi sansasyonel bir transferin adeta imzası haline gelen 7 numarayı sahiplenmesi üzerine başta Raul-Beckham ikilisinin birbirlerine karşı daha ilk günden soğuk ilişkisinden tutun, bunun Raul’un takımdan ayrılmasıyla sonuçlanmasına kadar giden dedikodular silsilesiydi bu. Hatta o zamanlar Chelsea’yi yeni satın almış olan Rus milyarder Roman Abramovich’in ilk sükseli hamlesi de Real Madrid’in Boğası Raul’u transfer etmek üzerineydi. Ancak Real Madrid ile zaten oldukça başarılı ve popüler olduğu, bir de Beckham’a karşı bir anlamda pes etme anlamı taşıyabileceği için bu transfer teklifi havada kalmış oldu. (Yaklaşık 65 milyon Euro’luk bir tekliften bahsediyoruz)

CRYaZz_UwAAtbqO

Bu dedikodular elbette öteye geçemedi. Beckham da bu durumu anlayışla karşıladığını, Raul’un Real Madrid’in simgelerinden biri olduğunu kabul ettiğini belirterek 23 numarayı seçtiğini açıkladı. Gerek Beckham, gerekse Raul daha ilk günden itibaren hem Real Madrid’in Uzak Doğu turnesinde, hem de lig maçlarında herhangi bir probleme mahal vermeme adına oldukça çaba sarfettiler. Dolayısıyla 7 numara, Manchester United’dan gelen bir başka 7 numaranın transferine kadar bir haber niteliği teşkil etmeyecekti.

16 sezon boyunca, Real Madrid ile kazandığı kupalar ve şampiyonluklar;

Intercontinental Cup: 1998, 2002

UEFA Champions League: 1997–98, 1999–2000, 2001–02

UEFA Super Cup: 2002

La Liga: 1994–95, 1996–97, 2000–01, 2002–03, 2006–07, 2007–08

Supercopa de España: 1997, 2001, 2003, 2008

2010 yılında artık çanlar Raul için çalmaya başlamıştı. Manuel Pellegrini ile yolların ayrılması sonucu, ikinci kez başkanlığa seçilen Florentino Perez, Barcelona’nın hegamonyasına son verebilme adına tek çare olan Special One’ın kapısını çalınca, bir anlamda Raul için de ayrılma zamanı gelmişti. Zira Jose Mourinho, Guti ve Raul’un, olası bir başarısızlıkta tıpkı eski diğer teknik direktörlerin ayılmasında da başrol oynadıkları gibi kendi ipini kesmemeleri adına bu iki efsaneye veda etmenin gerektiğini söyleyecekti. Guti ülkemize, Raul da Almanya’ya doğru biletlerini alacaklardı.

34 yaşında, ilk kez yurtdışında bir takım macerasına atılmak oldukça farklı bir deneyim olmalıydı. Zira Raul gibi bir efsanenin, efsanesi olduğu takımdan ayrılmasından sonra gideceği adres de onun için bir anlam teşkil etmeliydi. Henüz emeklilik için vaktinin gelmediğini düşünen Raul, Katar, Suudi Arabistan ve ABD’den gelen transfer tekliflerini bir çırpıda reddederken, henüz Şampiyonlar Ligi’nde atacağı gollerin planını kurguluyordu. Buna binaen de Gelsenkirchen’de, Schalke 04 ile 2 yıllık bir sözleşme imzaladığında, Mavi Beyazlı taraftarlar için gerçek bir efsaneye hoş geldin deme vaktiydi.

2 sezon boyunca 66 resmi maçta oynayıp, 28 gol atmak, 36 yaşındaki bir oyuncu için hala verimli olabileceğini gösteriyordu. Ancak onun için Avrupa macerası buraya kadardı. 2 sezon kalmasına rağmen, Real Madrid’deki gibi taraftarın desteğini arkasına alan Raul, artık göz önünden yavaş yavaş çekiliyor, emeklilik için gün saymaya başlıyordu.

2 sezon boyunca Schalke 04 ile kazandığı kupalar;

DFB-Pokal: 2010–11

DFL-Supercup: 2011

Schalke macerasının bitiminde Raul, sırasıyla Al Sadd ve New York Cosmos formalarını da 4 sezon daha giydikten sonra, 2015 yılının kasım ayında NY Cosmos – Ottowa Fury maçı ile 38 yaşında futbol hayatını noktaladı.

2012 yılında, UEFA Avrupa Ligi maçında Bilbao deplasmanı için İspanya’ya hareket eden Schalke kafilesini karşılayanlar arasında Raul için gelen Real Madrid taraftarları da vardı. Bilbao’ya hareket ederken kendisini havaalanında karşıladılar ve “Sen her zaman Real Madrid’in 7 numarasısın!” diye pankart bile açtılar. O Real Madrid’in, Real Madrid de onun sevgilisiydi çünkü.

Dasg Yazar