Mekanın Sahibi

”İki yıl önce buraya geri döndüğümde bir hedefim vardı: bu şehre bir şampiyonluk getirmek. Bunun için her şeyimi verdim. Kalbimi, kanımı, terimi ve gözyaşlarımı oyuna feda ettim. Kuzeydoğu Ohio’luların son 50 küsür yıldır neyle baş ettiklerini biliyorum ve bu tarihin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Şehre, evime dönmek için sabırsızlanıyorum. Sizleri kucaklamaya hazırım.”

Bekar annesiyle birlikte yoksulluk içinde babasız büyümüş bir çocuk, baba figürü olarak belirlediği bir basketbol koçu sayesinde basketbola başlıyor; sirkin en üst katında geçirdiği 13 yılın ardından -kaderin cilvesi ki- bir babalar gününü koskoca bir şehrin en unutulmaz gecesine dönüştürüyor, tarihin en unutulmaz şampiyonluklarından birini memleketinin takımına (doğup büyüdüğü Akron, Cleveland’ın 65 km güneyinde) kazandırıyor…

Cleveland’a geri dönüşünün ardından 2015 NBA Finallerinde Warriors’a karşı sergilediği tek kişilik mücadele ile LeBron, yanındaki parçaların sağlıklı olması halinde şampiyonluğa ulaşabileceğinin sinyallerini vermişti. 2016 NBA Playofflarında Doğu Konferansını sürklase eden Cavaliers, finalde yine Warriors’ın rakibi olmuştu. Bu sefer kağıt üzerinde eşitlik söz konusuydu, Love ve Irving fitti ve takımın aksayan parçaları çiçeği burnunda koç Lue’nun minik dokunuşlarıyla işler hale gelmişti.

Final serisinin Oakland’daki ilk iki maçında teknik ekip ve Kral’ın analizleri işe yaramış, Curry ve Klay fazlasıyla bunaltılmıştı. Ancak hesaba katılmayan Warriors’ın takım bütünlüğü Cleveland’a pahalıya mal oldu, rotasyon beşinden hiç katkı gelmeyince seride durum kaşla göz arasında 2-0’a geldi. Cleveland’da oynanan üçüncü maçta ise gerekli reaksiyon gösterildi. Normal sezondaki iç saha mağlubiyetine nazire yaparcasına 120-90’lık sonuçla artık yeni hedef 4. maçla seriyi 2-2’ye getirmekti. Ancak olaylar farklı gelişti… Serinin 4. maçında son çeyrekte kontrolü kaybeden Cavaliers, maçı 108-97 kaybederek kupayı kazanma şansını imkansıza yakın bir hale getirdi. Çünkü lig tarihinde daha önce 3-1 geriden gelip final serisini kazanan takım olmadı. Maçın önüne geçen pozisyon ise, Green ile LeBron arasında yaşandı. İkili arasındaki gerginlik, saha içinde sözlü tartışmaya dönüştü. Green serinin 5. maçında cezalı duruma düştü, demeçler verildi, sosyal medyadan iki takım oyuncuları arasında laf dalaşları başladı… LeBron’un “Ben 3 çocuk babasıyım, Green’in bazı sözleri çizgiyi aştı” demecine Klay’den “sanırım duyguları incinmiş…” cevabı geldi, ardından Speights’in yine LeBron’a yönelik gönderdiği biberon tweeti… Serinin belki de dönüm noktası bu oldu.

Günümüzde süper yıldız olmak, spot ışıkları bir an olsun üzerinden eksilmezken aynı zamanda olumsuz tüm durumlarla başa çıkmayı gerektiriyor. Zira LeBron ne yapsa yaranamadı, kariyeri boyunca üzerine yapışan loser, hain, nankör, bencil, dramacı gibi çamur sıfatları, görkemli Miami kariyeriyle bile temizleyemedi. Her hareketine olumsuz yönüyle bakıldı, eve geri dönüş kararı vermesiyle bile eleştiri oklarının hedefi oldu. “Eskisi kadar patlayıcı değil… İyi bir lider değil… Cleveland’a dönüşü kariyerinin en büyük hatası… Kendi koçunu kovdurdu… Madem Kral, zayıf Doğu yerine Batı takımlarından birinde oynasın… Kyrie ile verimli oynayamıyorlar… Son çeyreklerde sorumluluk almıyor… Love ile araları bozuk… Oyuncuları takas ettiriyor…” Şimdi de “Duyguları incinmiş… O bir bebek, ağlayana biberon…” Bir günde “Kral” olmamıştı, rakip taraftan gelen tüm yorumlara gülümsedi ve yıllar süren mental gelişiminin meyvesi olarak medya tarafından yöneltilen eleştiri oklarına sırtını dönüp yoluna devam etti. Dahası, bu duruşunu bir motivasyon aracı olarak tüm takıma aşıladı.

Ligin tartışmasız en komple oyuncusunu kızdırmak hiç akıl karı değildi. Tüm bu dalaşın ardından 5. maçta ne mi oldu? Green ve Klay uyuyan ejderhayı uyandırdı, Irving de LeBron da 41 attı… NBA Final serisi 5. maçı, toplam 82 sayı… Yaptıkları asistlerle birlikte Cleveland’ın 112 sayısının 97’sine imza attılar ve seriyi tekrar Cleveland’a getirdiler. Green’in cezasının bittiği 6. maçta LeBron ağırlığını iyice hissettirdi; Kral, rakip için fazla sinir bozucu şekilde oynadığı maçta bir kez daha 41 attı, seriyi 3-3’e getirerek 7. maça taşıdı. Amerikalılar sever zaten böyle hikayeleri, Kral da halkın sevdiği şekilde yazıyordu tarihi… “Bu lig hala benim!” diyebilmesi için önünde 48 dakikalık son bir viraj kalmıştı.

lebronblock

7. maç hakkında fazla konuşmaya gerek yok, bazen bir fotoğraf karesi yeterli olabiliyor. “Şampiyon benim!” diye bağıran blok olur mu? Hepimiz tanıklık ettik, oluyormuş. Kral, Iguodala’ya yaptığı bu blokla maçın bitimine 1:30 kala şampiyonu tahin etti. Cleveland Cavaliers, NBA tarihinde final serisinde 1-3 geriden gelerek şampiyonluğu kazanan ilk takım oldu. LeBron James, en önemli 5 istatistik olan sayı, ribaund, asist, top çalma ve blok kategorilerinde (Warriors oyuncuları da dahil) en üst sıradaydı… Bir NBA playoff serisinde bu beş kategoride de en üstte olmayı başaran ilk isim olmayı başardı, oy birliğiyle final serisinin en değerli oyuncusu seçildi.

ms3

2003 yılında o çirkin beyaz takımı ve Aksaray modası pis sivri burun kundralarıyla adım attığı NBA’de varlığını ilk dakikadan itibaren bangır bangır hissettiren bu şımarık genç, sonunda rüyalarını bir bir gerçekleştirdi; şehrinin 52 yıllık şampiyonluk hasretini giderdi, süper yıldız seviyesini de aşarak ‘büyük oyuncu’ya evrildi. LeBron James öyle bir iş başardı ki, yalnızca rakibini değil koskoca bir şehrin ve kendisinin makus talihini de nakavt etti. Bundan sonra onu, Ronnie O’Sullivan’ı izler şekilde takip etmeliyiz zira zor topların tamamını deliğe soktu, açıyı yakalamaya devam ederse kalan toplar onun için çocuk oyuncağı. Önyargılarınızı bir kenara bırakın, izleyin bu adamı, keyif alın. Tarihe tanıklık edin.

“Şimdi sizi biraz eskiye götüreceğim. Kolejde ulusal şampiyonluk maçını Duke’a kaybettim. Sonra NBA’de New Jersey Nets ile peş peşe iki NBA Finali kaybettim. Üçüncü yılımda konferans yarı finalinde 3-2 önde olduğumuz seriyi Detroit Pistons’a kaybettik ve Pistons şampiyon oldu. Sonraki sezon playofflarda Miami’ye yenildik ve bu defa Miami Heat şampiyon oldu. Bunlar yetmezmiş gibi, olimpiyat kadrosuna seçildiğimde tarihin en kötü milli takım performansını sergiledik. Bütün kariyerim hep son anda yenilmek ve kaybetmekle geçti. Sonrasında altı yedi sezon boyunca gezgin gibi, bir takımdan diğerine gidip durdum. Hayatımda ilk defa, gittiğim bir takımda bir adam onu takip etmemi, bizi taşıyacağını ve şampiyon yapacağını söyledi. Her şutumu, her oyunumu, yaptığım her şeyi o adama borçluyum.”

-Richard Jefferson