90 Milyonluk Racon

Juventus, uzun süredir peşinde olduğu Gonzalo Higuain’in transferini resmen tamamladı. Juventus kulübünün resmi internet sitesinden “Hoş geldin Pipita!” başlığıyla yapılan açıklamada, Arjantinli yıldız için 90 Milyon Euro bonservis bedeli ödeneceği bildirildi. Higuain böylelikle, dünya futbol tarihinin en pahalı 3. transferi oldu.

Higuain’in babası Jorge Higuain, Arjantin’in gelmiş geçmiş en iyi stoperlerinden biri. Kendisinin ‘El Pipa’ (pipo) lakabı uzun burunlu bir futbolcu olmasından gelir. Gonzalo’ya ise babasının bu lakabından ötürü küçük pipo anlamına gelen ‘El Pipito’ yakıştırması yapıldı. Bilindiği gibi eski Beşiktaşlı Federico Higuain, Gonzalo’nun küçük kardeşi. Beraber katıldıkları bir televizyon programında Gonzalo’nun henüz 10 yaşındayken Real Madrid hayalinden bahsetmişliği de var.*

Ertem Şener kuşağı bi tarafa, El Monumental’de top koşturduğu zamanlar Gonzalo Higuain gıptayla izlenen Güney Amerikalı genç yeteneklerden biriydi. (Gerçi o zamanlar Güney Amerikalı demek doğru olmaz. Kendisi Fransa doğumlu, 2007 yılında Arjantin vatandaşlığına geçti.) Ümit Karan’dan aşina olduğumuz amiyane tabirle ‘beleşçi’ bu genç, River Plate ile çıktığı 35 maçın ardından dikkatleri fazlasıyla üzerine çekti ve 06/07 sezonunun devre arasında 13 milyon Euro bonservisle Van Nistelrooy, Raul, Robinho ve Cassano’nun yanına wonderkid olarak dahil oldu.

Beklenenin altında kaldığı milli takım kariyerinin aksine Higuain Real Madrid’de spot ışıklarının vurmadığı, çarkın sıradan ama işleyen dişlisi rolünü Oscarlık bir performans olmasa bile ortalamanın çok üstünde icra etti. Real öyle genç yeteneği alalım, pişirelim, geliştirelim, sabredelim yeri değil. Perez yakışıklı, belli bir imajı olan, marketingi yüksek oyuncuları sever malum. Gonzalo Higuain bu bakımdan da nadir oyunculardan biriydi. Sakatlandı, döndü attı. Eleştirildi, hiç olmadık yerde hat-trickledi. Averaj takımlarına karşı istatistik yaptığı söylendi, zor maçlarda takımı sırtladı. Öyle normal sırtlamak da değil, vuruşlar hep ayak içi uzak köşeye.

Yumuşak, zarif, sert oyunu sevmeyen, sezgileri yüksek, bitiriciliği ve top tekniği standart üstü… Madrid’deki Plaza Mayor meydanında tatil harçlığını çıkarmak için anketörlük yapan bir üniversiteli Higuain’in bu ve buna benzer 3-5 potansiyel meziyetini daha sıralasa ve “bu futbolcu kimdir?” diye sorsa, on kişiden en az altısının cevabı muhtemelen Raúl Gonzalez olurdu.

“iggüüüüğğğğaayyyüüğğüüüiin!”

-Ercan Taner

Ekonomi danışmanlık şirketi Deloitte’in “Futbol Para Ligi” isimli raporuna göre, listenin en tepesindeki ilk 20 kulüp 6.6 milyar euro toplam gelir elde etti. Juventus, ezeli rakiplerinin sert düşüşünün aksine 2006 Calciopoli skandalından sonra istikrarlı bir şekilde büyüdü ve 2016 verilerine göre 14/15 sezonunda 323 milyon euro gelir etti. Bu, aynı transfer sezonunda Higuain transferinden 3 tane daha yapabilecek güç demek… Peki Juventus bu güce nereden ulaştı? Aklı selim yönetim ve akabinde yaratılan oyuncu havuzunun payı büyük, biraz da sportif şansın etkisi var. Sıfıra yakın maliyetle aldıkları Coman ve Pogba’dan, Juventus Arena’nın tüm inşa maliyetini çıkardılar. Oyuncu satışlarından arta kalan parayla Torino merkezine 24 ayar kaplama Nedved heykeli bile dikebilirler, canları ne isterse o yani…

Andrea Agnelli (Juventus Başkanı ve FIAT Grubu varisi)

Buna ek olarak, 2006 Calciopoli skandalı sonrası kulübün yaklaşık 700 milyon dolar zarara uğramasının ardından, delil yetersizliğiyle birlikte Juventus aklandı. Kulüp başkanı ve aynı zamanda FIAT grubunun varisi Andrea Agnelli, İtalya Futbol Federasyonu’na 443 milyon euro’luk bir tazminat davası açtı. Dahası, federasyonun “alınan iki şampiyonluğunuzu geri verelim, davanızı geri çekin” talebini olumsuz karşılayan Agnelli, federasyon başkanıyla yemek masasına bile oturmadı. Kulübün yönetim kademesindeki köklü özgüven de Agnelli soyadı ve 2006’dan başı dik çıkmış olmaktan kaynaklı.

CpVgIkYWYAEPKJE

Gonzalo Higuain’in mevcut futbol piyasasında sayılı safkan forvetlerden olduğu yadsınamaz bir gerçek ancak hakikaten 90 milyon eder mi ki?** Biz mi olduğumuz yerde saplanıp sayıklıyoruz, yoksa küreselleşen futbol diye sıkça çemkirdiğimiz şu günlerde aklımızın alamayacağı paralar değerini kaybetmeye mi başladı?

Bonservisini, uç noktalara ulaşan futbol ekonomisini, miktarlarda sıfırların artmasına paralel manevi değer kaybını ortamlarda tartışır çenemizi yorarız da, durum bunlarla alakalı değil. İşin aslı, Juventus yönetimi futbol dünyasına büyük bir racon koydu ve İtalya Futbol Federasyonu’na, Arap sermayesine, Deloitte’e, Avrupa’nın diğer büyüklerine ve Glazer ailesine; derin anlamlar içermeyen, ne olduğu apaçık ortada bir mesaj verdi: Şampiyonlar Ligi’nin favorilerinden biriyiz, bu çarkın içinde biz de varız.

* (https://www.youtube.com/watch?v=2UtvAj0qgBc)

** Higuain 90 milyon etmez.