2007 Senesinde Başlayan Başakşehir – Fenerbahçe Gerginliği

Başakşehir Futbol Kulübü ya da eski adıyla İ.B.B Futbol Kulübü, 2007-08 sezonunda Süper Lig’e yükseldiğinde kimsenin aklına bir takımın celladı olacağı gelmezdi. Sezonun ilk maçında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda Fenerbahçe maçıyla Süper Lig serüvenine başladı. Kadrosuna Roberto Carlos gibi bir ismi katan Fenerbahçe’de beklenti yüksekti. Abdullah Avcı yönetimindeki Başakşehir, ilk yarıda bulduğu iki golle maçı 2-0 kazanıyordu. Sezon başı olduğundan herkese normal bir sonuç gibi geliyordu ama aslında büyük resim hiç de öyle değildi. Bu takım Fenerbahçe’nin adeta celladı olacaktı. Deplasmanda Başakşehir mağlubiyetiyle başlayan sezonun sonunda ipi göğüsleyen Galatasaray olmuştu.

Ertesi sezona Arthur Zico ile yolları ayırıp Luis Aragones ile başlayan Fenerbahçe rekor bir transfer ücretiyle İspanya Ligi Gol Kralı apoletli Daniel Güiza’yı kadrosuna katmıştı ama işler istediği gibi gitmiyordu. 8 Şubat 2009 tarihinde Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan Başakşehir – Fenerbahçe maçı -yine geçen sezonda olduğu gibi- 2-0 Başakşehir galibiyetiyle sonuçlanıyordu. Geçen sezonla bu sezonun ortak noktası Başakşehir’in Olimpiyat Stadı’nda aldığı Fenerbahçe galibiyeti ve Fenerbahçe’nin şampiyon olamamasıydı. Sezon sonunda Beşiktaş şampiyon oldu, Luis Aragones ile yollar ayrıldı.

Aragones ile yolları ayıran Fenerbahçe, yoluna eski teknik direktörü Christoph Daum ile devam ediyordu. Sezona kimsenin beklemediği kadar iyi başlangıç yapan Sarı-Lacivertliler otoritelere 10 hafta sonunda “Şampiyon olacağım!” mesajı veriyordu. 28 Şubat 2010 tarihinde Başakşehir Fenerbahçe’yi 2-1 yeniyordu. Fenerbahçe ise o sezon da ipi göğüsleyemiyor, son hafta şampiyonluğu Bursa’ya teslim ediyordu. Başakşehir’e deplasmanda mağlup olan Fenerbahçe yine şampiyon olamıyordu.

Yazının dördüncü paragrafına ve 2010/11 sezonuna yine yeni bir teknik direktörle giriyoruz. Fenerbahçe’de Aykut Kocaman devri başlamıştı. Fenerbahçe sezona istenildiği gibi başlayamamıştı üstüne bir de “Alex krizi” çıkmıştı. Alex krizini erken atlatan Fenerbahçe 27 Kasım 2010 tarihinde Başakşehir’i deplasmanda ilk kez, Alex’in attığı gol ile yeniyordu. Devreyi Trabzonspor’un 9 puan gerisinde kapatan Fenerbahçe, sezon sonu şampiyonluğa ulaşıyordu. Başakşehir deplasmanında kazanıp şampiyon olarak iki hasreti birden sonlandırıyordu.

Yeni sezona 3 Temmuz krizi ile başlayan Fenerbahçe’de birçok yıldız oyuncu ile yollar ayrılmıştı. Sezona yoğun taraftar desteği ile giren Fenerbahçe, şampiyonluk yarışının en güçlü adaylarından biri olduğunu gösteriyordu. 25 Ocak 2012 tarihinde Başakşehir deplasmanından 3-2’lik mağlubiyetle dönen Fenerbahçe “Acaba yine mi?” sorusunu akıllara getiriyordu. Sorunun cevabı “Evet” oluyordu ve Fenerbahçe son hafta şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırıyordu.

2012/13 sezonu Fenerbahçe için bir gülüp iki ağlayacağı bir sezon olacaktı. Rakibi Galatasaray takımına Sneijder, Drogba gibi yıldızları katmıştı. Sarı-Lacivertliler ligde kötü gidişi durduramazken Avrupa Ligi’nde ise yoluna tam gaz devam ediyordu. Yarı finalde Benfica’ya elendikten sonra Fenerbahçe lige dönüyordu ama her şey için çok geçti. Galatasaray puan farkını açmıştı. Fenerbahçe ise artık celladını bekliyordu. Başakşehir ise işi bir üst boyuta taşıyordu. 5 Mayıs 2013 tarihinde 2-0 Başakşehir’in galibiyetiyle sonuçlanan maçın ardından Türk Telekom Arena Stadı’ndan gelen Galatasaray galibiyeti ile Galatasaray şampiyonluğunu ilan ediyordu. Başakşehir ise küme düşmekten kurtulamıyordu.

Aykut Kocaman’ın istifası sonrası Fenerbahçe’de göreve gelen Ersun Yanal herkesin kafasında soru işareti bırakmıştı. Ersun Yanal ise o soru işaretlerini büyük bir artıya çevirerek takımını rahat bir şekilde şampiyon yapmıştı. Sezonun sonunda alt ligden gelen haber de üzücüydü çünkü Başakşehir geri gelmişti. Harry Potter filminin beşinci serisinde Voldemort’un ortaya çıkışını gören sihir bakanı gibi “He’s Back!” diyordu Fenerbahçe.

thumb_big_FOTO_8286971_090520162221470000_R_SPO_20160509000000_aa-picture-20160509-8286971

Yeni sezona Ersun Yanal’ın şok istifası ile başlayan Fenerbahçe’de teknik direktörlük koltuğuna İsmail Kartal geliyordu. Göreve başladığından beri sert eleştiri oklarına maruz kalan Kartal, omzundaki yükün farkındaydı. Ersun Yanal öyle bir etki bırakmıştı ki gelen teknik adamın daha iyisini yapması çok üst düzey olurdu. Rakibi Galatasaray ise sezona Prandelli ile istediği gibi başlayamayıp erken bir hoca değişikliğine giderek göreve Hamza Hamzaoğlu’nu getirmişti. Hamza Hamzaoğlu’nun gelişi ile toparlanan Galatasaray, rakibinin celladını bekliyordu. 25 Mayıs 2015 günü o cellat görevine geliyordu. Başakşehir 2-0 öne geçmesine rağmen Fenerbahçe toparlanıp skoru 2-2’ye getirse de bu sonuç işine yaramıyordu. 2-2 sonuçlanan maç sonrası Galatasaray 20.Şampiyonluğunu ilan ediyordu.

2015/16 sezonuna Robin van Persie, Luis Nani, Lazar Markovic gibi yıldız transferlerle giren Fenerbahçe şampiyonluk yolunda en büyük favori olarak gösteriliyordu. Ligde istediği sonuçları alan Fenerbahçe’de taraftar takımının oynadığı oyunu beğenmiyordu. Bunun üzerine bir de Robin van Persie&Vitor Pereira krizi eklenmişti. Bu krize rağmen Fenerbahçe ligde 27 Eylül 2015’ten 5 Şubat 2016 tarihine kadar maç kaybetmemişti. Nisan ayında iki maçta kaybettiği beş puanla Fenerbahçe celladını beklemeye başlamıştı. 9 Mayıs 2016 tarihinde Başakşehir’e 2-1 kaybeden Fenerbahçe, ertesi hafta rakibinin şampiyonluğunu izlemek zorunda kalıyordu.

CqK1HjDWEAEAnM-

Yeni sezona çok geç bir hoca değişikliğiyle başlayacak olan Fenerbahçe’de Dick Advocaat’ın yapması gereken öncelikli iş, erken sezon finalinden istediği sonucu alması gibi duruyor. Takım savunması üst seviyede olan Başakşehir’i yenmek için yüksek hücum gücüne ihtiyacı olan Fenerbahçe, bu sinyalleri Grasshoppers maçında kaleye attığı 12 şut ile gösterdi. Grasshoppers maçından bir diğer kazanç ise Miroslav Stoch’un “Ben geri geldim!” mesajıydı. Kapalı savunmaya karşı Stoch’un atacağı şutlara ihtiyacı olan Fenerbahçe’nin bir diğer ihtiyacı ise Robin van Persie. Hollandalı golcünün hazır olması Fenerbahçe’yi yüksek hücum gücüyle bu maçta bir adım öne taşıyor. Bu maçta Sarı-Lacivertlilerin bir adım önde olması aynı zamanda şampiyonluk yolunda da bir adım önde olması demek oluyor.